Pazar, 05 Temmuz 2009
SEN LEYLAYDIN PDF Yazdır E-posta
Image   Adı bende saklı olan bir sevgilinin esir-i aşkı olmuşum. Ne zaman ne yapacağını bilmeyen bir âşık ve bu aşka karşılık vermeyen mâşuk var şimdilik görünürde. Hal böyle iken ben bahtsız Mecnun o da bahtiyar Leyla oluyor. Olsun bakalım bahtsız olan da Mecnun olan da ben olayım sen hep Leyla kal, çünkü sen mazide de Leyla’ydın…

Sen Leyla’ydın uzaktan baktığım ve seni gönlümde hissettiğim zamanlar. Ürkek ve çekingen bakışların, uysal adımların kibar sözlerinle sen Leyla’ydın. Ben seni hep uzaktan gördüm, uzaktan sevdim. Servi boyun, salına salına yürüyüşün, edalı duruşun, tatlı gülüşünle sen Leyla’ydın. Ne senin haberin vardı ne de benim haber vermeye mecalim bu amansız aşktan.

 

Sen Leyla’ydın ve çocuktun. Küçük yaşınla büyük bir aşka yol açmıştın. Zamanla Leyla’ya daha çok benzemeye başladın. Tıpkı Leyla gibi kuru kara bir kızsın. Sanki Leyla ile aynı kaptan çorba içmiş gibi bana ve hislerime karşılık vermemek için elinden geleni ardına koymadın.

 

Bazen çöllere düştüm Leyla için fakat Leyla beni her görüşünde kaçmaya başladı. Bir aşk insanı neden bu denli mutazarrır edebilir. Leyla olmak herkese nasip olmaz. Ama Mecnun olmak Leyla olmaktan daha güzeldir her zaman. Çünkü bu halk da çok iyi bilir ki efdaldır Mecnun ol Leyla’dan. Çünkü Leyla zalimdir, Leyla sanemdir, Leyla puttur. Gelgelelim Leyla bir özge candır. Leyla’nın zalimliği, sanemliği halk içindir. O vasıflar Mecnun için şandır, namdır, ihsandır. İşin tuhaf yanı bizim halkımız hep Leyla’yı kötü bilir. Mecnun’u sevmediğine kızarlar. Neylesin garip Leyla’m. Bütün suç Mecnun’un. Leyla mecnun’a ne yaptı ki. Ondan bîhaber kendi işinde gücünde bir Arap kızıydı Leyla. Mecnun onu sevdi, ona vuruldu. Leyla’dan habersiz Leyla oldu. İçindeki aşk yarası günden güne büyüdü. Gözü ve gönlü bu sevdayı taşıyamaz hale gelince tek çıkar yol olarak bu aşk hastalığının tedavisi için tabibine, Leyla’sına gitti. Fakat Leyla o kadar bencil ve vurdumduymaz birisiydi ki hastasına bakmadı. Oysa Hipokrat yeminine gör onu tedavi etmesi gerekirdi. Zavallı Mecnun bu durumdan çok etkilendi. Leyla’nın onu anlamaması kadar daha acı ne olabilirdi ki? Biz bu hikâye anlatılırken Leyla’yı da biliyorduk Mecnun’u da. Leyla çöl kızı, Mecnun çöl kızının âşığı. Ne çıkar çöldeki kızdan ve hâsıl olan aşktan dememek lazım. Garip mecnun uzun yıllar Leyla diye kendini herc ü merc etti. Leyla aslında mecnun’u çok seviyordu. Peki, neden aşkına karşılık vermedi. Aslında ona en güzel şekilde karşılık verdi. Onu kabul etmeyerek kendisine karşı duyulan sevgiyi artırdı. Leyla fırsatı ganimet bildi. Mecnun’un kendisine duyduğu azıcık aşk korunu alevlendirdi ve büyüttü. Onu kendisine âşık etti. Mecnun işin bu denli uzayacağını bilseydi Leyla’ya hiç meyletmezdi. Ama ne Leyla’nın ne de Mecnun’un elinde bir şey yoktu.

 

Leyla-Mecnun aşkından kârlı çıkan Mecnun, zarar eden de Leyla olmuştur. Nitekim hikâyenin sonunda da Leyla’nın pişmanlık ve nedametini, görebilirsiniz. Ah Leyla ah. Ne vardı şu Mecnun’u bu kadar peşinden sürükleyecek. En başta kabul etseydin Mecnun’u sen Mecnun’dan daha yüce olurdun. Leyla şunu unutma ki Mecnun’un elinde olan bir şey yok, o seni çok seviyorsa bundan nedamet duyma, sevilmek kadar güzel ne var şu âlemde. Onun aşkını anlamaya çalış, azıcık da karşılık versen fena olmaz. Hayattaki her şey sevmekle, sevgiyle, muhabbetle can bulur, dirilir ve daim olur. Karşılık vermezsen sen de Leyla gibi olursun, gün gelir Mecnun’u kendinden bile çok seversin…

 

Sen Leyla’ydın, ben de Mecnun. Ne sen suçlusun ne de ben. Ben aşk denizine düşmüşüm. Yüzme bilmiyorum ama sen biliyorsun. Ya el uzat beni kıyıya çıkar ya da bana yüzmeyi öğret. Sen Leyla’sın beni bu denizde bırakıp gidemezsin…

EMEK ÜŞENMEZ

 
< Önceki   Sonraki >