| TARİHÎ AÇIDAN VAKIF |
|
|
|
|
Tarihî sürece baktığımız zaman hemen her devirde hayra yönelik hizmetlerin var olduğunu görürüz. Bireysel hizmetlerin kurumsallaşarak vakıf müesseselerini meydana getirdiğini görmekteyiz. Kurumsallaşan bu hizmetler sonucunda birebir insana yapılan yardımlara çevre, temzilik, tarihi eser korunması, hayvanların gözetilmesi, sağlık ve bunun gibi hususlarda hizmetler veren vakıflar vücuda gelmiştir. Medeniyet tarihimize bakıldığında vakıf faaliyetlerinin Anadolu’da yaygın olduğunu görürüz. Anadolu Selçuklu Devletinde vakıf arazilerinin gelirleri ile hanlar, hamamlar, kervansaraylar, medreseler vb. kurumların masrafları karşılanırdı. Osmanlı devleti döneminde de bu güzel ve kutlu gelenek devam ettirildi. Kendi adları ile anılan cami, çeşme, imaret, hamam, köprü yaptıran kişiler bunları bağışlayarak vakıflar kurdular. XVI. yüzyılda yaklaşık 2400 adet olan vakıf sayısı, XVIII. yüzyılda 6000’e ulaşmıştır.
Son derce yaygınlaşan vakıf müesseselerinin ciddiyetle devamını sağlamak için Osmanlı Devletinde vakıflar, fıkıh hükümlerine göre yönetilmiştir. Vakıfların denetimi Evkaf-ı Hümayun Nezareti tarafından yapılırdı. Günümüze ise bu hizmetler Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



